Bu şal benim çeyizimdendir. Çok severim. Ama bir ara parlak yünlerin modası kalkmıştı. Pek hoş görünmüyordu gözüme. Şimdi birkaç yıldır tekrar gözdelerimden biri oldu bu şal. Anneciğimin el emeğidir. Yalnız arkadaşlar, anlamışsınızdır örneği ters tutup çekmişim fotoğrafını.link Within
1 Aralık 2009 Salı
SİYAH ŞALIM
Bu şal benim çeyizimdendir. Çok severim. Ama bir ara parlak yünlerin modası kalkmıştı. Pek hoş görünmüyordu gözüme. Şimdi birkaç yıldır tekrar gözdelerimden biri oldu bu şal. Anneciğimin el emeğidir. Yalnız arkadaşlar, anlamışsınızdır örneği ters tutup çekmişim fotoğrafını.28 Kasım 2009 Cumartesi
BAYRAM KAHVESİ.....
Türk kahvesinin yeri her zaman başkadır. O özel sohbetlerin, özel ağırlamaların, özel anların içeceğidir. Ayaküstü, bir iş yaparken içilecek cinsten kahvelerden değildir. Ona zaman ayırmak gerekir. Yapılışı da ayrı incelik gerektirir, içilişi de.....Ben yapmayı da içmeyi de çok severim. Ama bazı olmazsa olmazları vardır.
Sözgelimi güzel bir tepside ve tertemiz fincanlarla sunulmalıdır.Bir de ;bakır cezvede yapılırsa ,daha bol köpüğü olur. Kahvesinde cimrilik etmemelidir. Ama çamura da kesmemelidir kahveyi. Tam kıvamında. Şekeri size kalmış. Ayrıca; kahvenin alası kısık ateşte, uzun uzun yapılanıdır. Soğuk suya kahve ve şeker atıldıktan sonra ateşe konulmadan iyice karıştırılır. Ateşe koyduktan sonra bir daha karıştırılmaz asla. Köpüğü kaçar sonra...... İlk kabarma hareketinde, birden fazla fincan varsa, biraz biraz fincanlara bu köpük pay edilir. Sonra tekrar ateşe konulur ve iyice kaynaması beklenir. Kaynayınca tekrar o köpüklerin üstüne ağır ağır boşaltılır. Fincanlar önceden sıcak suyla çalkalanarak biraz ısıtılırsa, kahve hemen soğumaz ve daha lezzetli olur. Soğuk fincana dökülürse , şekeri kristalleşme eğilimine girer ve tadı kaçar mübareğin. ....
Ağzınızın tadı hiç kaçmasın......
27 Kasım 2009 Cuma
İYİ BAYRAMLAR....
Barış içinde, mutlu ve huzurlu bayramlar dilerim. Her günümüz bayram gibi olsa keşke.....
24 Kasım 2009 Salı
TEPSİ ÖRTÜSÜ
CD'LİK VE ŞİİR DEFTERİ....
Bu oğlumun çok özel biri için hazırladığı "Sevgililer Günü" özel hediyesiydi. Geçen yıl yaptı. Tamamen kendi tasarımıdır. Ve tamamen çok özel bir hediyedir.
Önce eski bir cd kabı buldu.Sonra onun iki yüzünü de deri ile kapladı. Köşeleri şık dursun diye hazır satılan köşebentlerden taktı. Hem de sağlam olmasını sağlıyor bu köşebentler.
(Bu sayfadaki oğlumun simgesi; Peter Pan....) Sonra içinin hazırlanmasına geldi sıra. Onlar için özel anlamı olan şiirleri bilgisayarda güzel bir yazı stili ile yazdı. Çıktılarını aldı ve cdliğin boyutlarına uygun biçimde kesti. Arkalarından tüm sayfaları eski ciltcilerin yöntemi ile farklı bir ince kağıt ve tutkalla tutturdu.
İlk sayfa daha derli toplu dursun diye renkli bir fon kartonu kullandı. Yazıları da renkli A4 kağıdına çıktı yaptı. Hafif sarı, krem bir kağıt tonu seçti.
Yine Cd liğin ilk kapağı düzgün görünsün diye orayı görüldüğü gibi paket kağıdı ile düzgünce yapıştırarak kapattı.
Etiketler:
aksesuar,
defter,
dekorasyon,
deri,
hediye,
kitap,
sevgililer günü hediyesi,
tasarım,
yaptım
SELAAAAAAM....... YENİ ADRESİM BURASI....
ESKİ, "AYSAATLERİ.BLOGSPOT.COM" , OLDU : "ufu-aysaatleri.blogspot.com. yani arkadaşlar yeni adresim burası. Truva atı (torjan virüs) nedeniyle bu değişikliği yapmak zorunda kaldım. Ondan kurtulmak için çok uğraştım bir türlü kurtulamadım. Ben de bu yolu denedim. Burada görüşmek dileğiyle. Emeklerinize yazık olmasın arkadaşlarım. Çok berbat bir durummuş bu.
12 Kasım 2009 Perşembe
PUF
Tam da görüldüğü gibi. Bir dekorasyon sitesinde rastladım buna. Eşit boyutlarda renkli, desenli kumaşlarla,istediğimiz boyda yapabiliriz. Tamamen düz dikiliyor. Alttan ve üstten büzülüyor. İçi de yumuşacık bir malzeme ile doldurluyor. Bir otursam hiç kalkmak istemeyebilirim. :))) Kaynak...
10 Kasım 2009 Salı
ATAM İÇİN KARARLI OLMAK.....
10 Marifetten arkadaşım, Sevgili Banuca; Atatürk'ün yakılarak yapılmış bir portresini yayınlamış bugün. Çok beğendim.
O linki veriyorum bir kez de sizin bakıp tıklamanızı rica ediyorum. O'na bağlılığımızı göstermek, saygımızı böyle de olsa sunmak için.
Ama oradaki yorumumda da okuyacaksınız eminim. Bu kadarla kalmamalı O'na duyduğumuz saygı göstergesi. Hayatın her alanında, hiçbir boşluk bırakmadan çok kararlı ve tutarlı davranışlarla onun ilkelerinin ve cumhuriyetimizin bekçisi olduğumuzu hissettirmeliyiz aymaz beyinlere, nankör uşaklara....Kime hizmet ettiğini bilmeyenlere.....
Şimdiden teşekkürler arkadaşlar....
Link: Tıklayabilirsiniz.....
O linki veriyorum bir kez de sizin bakıp tıklamanızı rica ediyorum. O'na bağlılığımızı göstermek, saygımızı böyle de olsa sunmak için.
Ama oradaki yorumumda da okuyacaksınız eminim. Bu kadarla kalmamalı O'na duyduğumuz saygı göstergesi. Hayatın her alanında, hiçbir boşluk bırakmadan çok kararlı ve tutarlı davranışlarla onun ilkelerinin ve cumhuriyetimizin bekçisi olduğumuzu hissettirmeliyiz aymaz beyinlere, nankör uşaklara....Kime hizmet ettiğini bilmeyenlere.....
Şimdiden teşekkürler arkadaşlar....
Link: Tıklayabilirsiniz.....
9 Kasım 2009 Pazartesi
7 Kasım 2009 Cumartesi
SİNEMA....SİNEMA.....SİNEMA......
BU SİNEMA SİTESİNİ GEZMEDEN SİNEMAYA GİTMEYİN DERİM. GÜÇLÜ BİR KALEM VE ÇOK YERİNDE,TARAFSIZ ELEŞTİRİLER..... SİZE UYANI İZLEYİN. ZAMANINIZI VE BÜTÇENİZİ AYARLAYIN. ÖZEL BİR SİTE. ÖNERİRİM......http://gorkeminsinemadefteri.blogspot.com/
15. GeZiCi FiLm FeStİvAlİ Festivaller aslında şehirlerin yaşadığına, kanlı canlı karşımızda durduğuna, nefes aldığına işaret ederler. Şu ana kadar ziyaret edebilme şansına ulaştığım İstanbul Film Festivali bunun en somut örneğidir. Az kalsın filmleri izlemeye kıyamadığım anlar bile oldu. Ama bir festival var ki dokunmaya bile korkarsınız incinecek kırılacak diye. Gezici Film Festivali nam-ı diğer Festival on Wheels ten bahsediyorum. Soğuk Ankara kışlarına sakin sakin hazırlık yaparken bana sıcacık bir karşılama yapan bir festivaldir bu. Kahve tadında da diyebiliriz. Jens Lien'in kusursuz kara mizah şaheseri "Sorun Yaratan Adam" la tanışmama vesile olmuş, Pernille Fischer Christensen ile cinsiyet kimliksizliğine inceden bir bakış attırmış, Haneke ile sığ sularda boğulmama neden olmuş, Goddard'ın burjuvazi eleştirisi yaşasın anarşi dedirten "Haftasonu" filmi ile yakın temas kurdurmuş ve Almodovar'ın kriz geçiren kadınlarının içinde sıkışarak 80 lere farklı bir bakış attırmış bir festivaldir bu. Gerçeküstücü kısa filmlere, avrupa panoraması başlıklı kısalara ve çocuklar için özel seçkilere kapılarını açmıştır. Üstelik ücretsiz kısa film gösterimleri sunarak kısa film mantığının daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamıştır. Gezici festival tamamen amatör bir ruha sahiptir. Üniversitede tiyatroyla uğraşırken amatör bir ruhla profesyonel işler çıkarmaya çalışırdık. Bu festivalin de şehir şehir dolaşarak ulaşmaya insanların pek de itibar etmediği yerleri ziyaret etmesi, sinemanın ne demek olduğunu pek de bilmeyen insanlarla buluşmaya çalışması aslında ticari kaygılardan uzaklaşmış amatör bir ruhun savaşı. Savaş diyorum çünkü tam da bu yıl aslında ayakta durmak için her şeye rağmen direndiğini bize gösteriyor. Kars yerel yönetimlerindeki değişimlere paralel Gezici Festival bu yıl Kars'a uğrayamaz oldu. Daha doğrusu uğramaktan öte Kars, bu festivalin ev sahibiydi. Çeşitli seminerler, workshoplar , sinema konuşalım etkinlikleri ve galalara tanıklık etmişti. Bu uzak yolculuğa 15. yıl itibariyle veda etmek üzücü. İşin sanata vurulmuş okkalı bir balta olduğunu söylemek de yetmiyor sonuçta. Tekerlekleri üzerinde gezen festivalimiz kendine ev sahipliği yapacak sıcak bir yuva arayışına girdi. Yıllar önce bana kapılarını açan aile şimdi ıssız kalmaya başlamıştı. Şehirde bir film festivali düzenlemek bir çok şehir için fazla ütopik gelse de bir şehir bu festivale kapılarını açtı. Eveeet bundan sonra yeni mekanımız "Artvin". Hepimize hayırlı uğurlu olsun temennileri eşliğinde festival ruhunun 4 - 10 Aralık'ta Ankara Batı Sinemasında, 11 - 17 Aralıkta Artvin'de ve 18 - 20 Aralık'ta da sınır ötesi Üsküp'te yaşatılacağını hatırlatırım. Batı Sineması bir hayli anı yüklüdür benim için. Perdeleri kapalıydı ancak bu yıl Gezici Festivalle birlikte kapılarını tekrar açıyor. İstanbul'da da Yeni Rüya sineması için çok sevinmiştim. Üç Film Birden hikayesi kapanıp yerine festivallere ev sahipliği yapan bir sinemaya dönüştürülmüştü bu sinema da. Şimdi Batı Sineması da Üç Film birden e mi dönüştürülecek endişeme tam da zamanında, güzel bir darbe indirilerek sanatsal paylaşıma açık hale getirildi. Batı Sineması'nın önünde Titanic için kışın soğukta saatlerce kuyruk beklediğim günü hala unutamam. Eski, anı kokan bir sinemayı daha kaybetmemenin sevincini de buradan paylaşmak istedim.
BÜYÜK KIZIMIZ, NAM-I DİĞER SULTANIMIZ
Çok zeki olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Beyninde bir şifre çözücü olduğunu düşünüyoruz bazen. Çünkü, çok çok iyi gözlem yapar ve söylediğimiz her şeyi anlar. En hoşlandığım sözcüğü de bana "anne" demesidir. Bizim onunla aramızda çok özel bir aşk var.....
KIZLARIMIZ.....
KARAKIZIMI YOLCU ETTİK....
Benim küçük Şoparım, Minik Obezim,Karaboncuğum rahat uyu. Sen ve Miniş'im hep yanımızda olacaksınız.
5 Kasım 2009 Perşembe
KAZAKTAN ÇOCUK ELBİSESİNE
3 Kasım 2009 Salı
DENİZ'İN RESİMLERİNDEN....
Etiketler:
aksesuar,
dekorasyon,
Deniz Eren,
hediye,
karakalem,
resim,
sanat
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









Bu da bu defterciğin kitaplığımızdaki bir duruşu...:)))) Ne kadar da dekoratif değil mi?

