link Within

sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Haziran 2014 Cuma

ANLAM AYRINTIDA GİZLİDİR.....

                          Benden bu kadar...........
     

                      Beni , bloğundaki yazısı ile bu  sergiyle ve sanatçısıyla (Gerardo Feldstein) tanıştıran arkadaşım " İçimden Geldiği Gibi" ye çok çok teşekkür ediyorum. En az bunun kadar çarpıcı diğer yapıtları görmek isterseniz  buyrun;  İçimden geldiği Gibi 'ye. :)

22 Eylül 2013 Pazar

BAŞKALARININ HAYATI - (Das Leben der Anderen), The Lives Of Others



       Bu pazarın filmiydi. Lütfen izleyin derim. 


     " Senaryosunu Florian Henckel von Donnersmarck'ın yazdığı ve yönettiği filmin önemli rollerinde Martina Gedeck, Ulrich Mühe ve Sebastian Koch oynamışlardır. "Başkalarının Hayatı" yönetmenin kendi başına çektiği ilk uzun metrajlı sinema filmidir.


 1984 yılının Doğu Almanya'sında geçen bu politik gerilim filminde, ülkenin güçlü gizli polis örgütüStasi'nin yetenekli istihbarat elemanı Yüzbaşı Gerd Wiesler'in (Ulrich Mühe) rejim karşıtı olabilecekleri düşünülen bir sanatçı çifti gizlice dinleyip takip ederken yavaş yavaş yaptığı işten pişmanlık duyması anlatılmaktadır. 
       Konusu ve mesajı açısından film 1974 tarihliFrancis Ford Coppola filmiKonuşma'yı (The Conversation) andırır. Tıpkı o film gibi, "Başkalarının Hayatı" da bir politik rejim eleştirisinden daha çok, kişilerin ruh hallerini derinlemesine inceleyen, karakter tahlilleri yapan bir filmdir.


       En İyi Yabancı Film Akademi Ödülü'nü ve aynı dalda BAFTA,Bodil ve César Ödülleri'ni kazandı. Bunlardan başka çeşitli yarışma ve festivallerde filme 58 ödül daha verildi. "Başkalarının Hayatı" IMDb'nin en iyi 250 Film listesinde bulunmakta ve sıralamada üst sıralarda yer almaktadır."   diyor Vikipedia
          Ben de diyorum ki ; iyi ki izlemişim. Harikaydı. özellikle sonu çok başarılı. Oyunculuklar çok samimi. Görüntü kalitesine diyecek yok zaten.  Çok düz bir anlatımı olmamasına rağmen çok da rahatlıkla izleniyor. Çünkü anlatılanlar ve oyunculuk, yönetmenlik başarısı sizi filmin içine çekiveriyor. 
       Soundtrackı yani müzikleri de cabası.....
       Sistemleri, rejimleri sorgulayan bir yapım. İnsanı unutan her sistem çöker. Ya da rejimler demek lazım.  Rejimlerin ve sistemlerin amacı insana hizmet etmek olmalıdır.

     

16 Eylül 2013 Pazartesi

MUHTEŞEM NAKIŞ MOTİFİ ......

Cudaki çok teşekkürler.           


Her iki renk de muhteşem durmuş. Hatta pastel renklerle renkli de yapmak mümkün.
Sevgili Cudaki'den aldım. Dayanamadım. Çok güzeller çünkü. Paylaşmazsam sizlerle haksızlık edeceğimi düşündüm. Umarım beğenirsiniz.
   Ben bunu mutlaka kullanmak istiyorum. :)

http://cudaki.blogspot.com/




POFUDUK LİF :))

    Yine sevgili Sercan'dan pofuduk bir lif projesi daha. O kadar hoş gürünüyor ki. Kırlente uygulayıp üstünde yatasım geldi. :) Malum okullar açıldı ve benim telaşım arttı ama aklım da buralarda. İlk yoğunluğu atlatınca yaptıklarımı da yüklemek istiyorum.
     Tabi ki yine ayrıntılar Sercan'ın bloğunda. :))))




Çok sade  ve çok net anlatımıyla tüm ayrıntıları burada bulabilir ve zevkle örebilirsiniz bence. :))

9 Eylül 2013 Pazartesi

" WHİTE FROG " Trailer - (Bu pazarın filmi de buydu....)

     Facedeki paylaşımımda iyi anne-babalar da izlemeli dedim. Her şey kötü olduğumuz için değil bazen sadece iyi olduğumuzu düşündüğümüz için de kötü olabiliyor. Çocuklarımızı tanımak ve onları oldukları gibi sevmek konusunda ne kadar başarılıyız acaba?
     Bu pazar da bunu izledik Deniz'imle.... Çok etkileyici buldum. Çekimler felan muhteşem diyemem ama konuyu ve işlenişini beğendim.


















16 Ocak 2010 Cumartesi

MEKİK OYALI YAZMALAR

Hak ettiği değeri görmesi gereken bir oya; MEKİK OYASI. Ustası azdır bu oyanın...Çok otantik bir oyadır. Gittikçe de az görülür olmaya başlıyor. Oysa ben onun zerafetine hayranımdır.

Renk uyumuna hayran olduğum bir çalışma. Arkadaşım Gül Akgün ' ün çalışmaları bunlar. Yaptığı her işi güzel yapan arkadaşım tam bir mekik ustasıdır. Çok kısa sürede çok güzel mekikler işler. Bayram şekeri modelini uygulamış burada. Yaptığı işler kapışılan bir ustadır arkadaşım.
Asaleti görüyor musunuz. Şifon ve mekik buluşması....

Düz bir şifonda renkli bir mekiğin güzelliğne bakın. Ben izlemeye doyamıyorum.
Çok güzel bir oya örneği daha. Fotoğraf gerçekten oyanın güzelliğini anlatmaya yetersiz kalmış.

Gümüşi ışıltıları olan muhteşem bir renk ve çok becerikli bir el..... Bu güzelliği anlatmaya bence fotoğraf yetmiyor. Çok zarif. İnanılmaz zarif hem de....

Düz renkle yapılmış mekiğin havası da bir başka güzel.Çok ağır ve nazlı bir edası var.

Model ( bayram şekeri) her renkte ayrı güzel duruyor.

Gül Hanımın bayram şekeri modeli.Her bir şeker ayrı ayrı yapılıp monte ediliyor. Her rengi ayrı güzel duruyor. Siparişle de çalışıyor. Yazmasını önceden alıp ona göre renk seçimi yapıp iplerini alıyor ve oyasını işleyip dikiyor. Muhteşem duruyorlar.

7 Kasım 2009 Cumartesi

SİNEMA....SİNEMA.....SİNEMA......

BU SİNEMA SİTESİNİ GEZMEDEN SİNEMAYA GİTMEYİN DERİM. GÜÇLÜ BİR KALEM VE ÇOK YERİNDE,TARAFSIZ ELEŞTİRİLER..... SİZE UYANI İZLEYİN. ZAMANINIZI VE BÜTÇENİZİ AYARLAYIN. ÖZEL BİR SİTE. ÖNERİRİM......
http://gorkeminsinemadefteri.blogspot.com/
15. GeZiCi FiLm FeStİvAlİ Festivaller aslında şehirlerin yaşadığına, kanlı canlı karşımızda durduğuna, nefes aldığına işaret ederler. Şu ana kadar ziyaret edebilme şansına ulaştığım İstanbul Film Festivali bunun en somut örneğidir. Az kalsın filmleri izlemeye kıyamadığım anlar bile oldu. Ama bir festival var ki dokunmaya bile korkarsınız incinecek kırılacak diye. Gezici Film Festivali nam-ı diğer Festival on Wheels ten bahsediyorum. Soğuk Ankara kışlarına sakin sakin hazırlık yaparken bana sıcacık bir karşılama yapan bir festivaldir bu. Kahve tadında da diyebiliriz. Jens Lien'in kusursuz kara mizah şaheseri "Sorun Yaratan Adam" la tanışmama vesile olmuş, Pernille Fischer Christensen ile cinsiyet kimliksizliğine inceden bir bakış attırmış, Haneke ile sığ sularda boğulmama neden olmuş, Goddard'ın burjuvazi eleştirisi yaşasın anarşi dedirten "Haftasonu" filmi ile yakın temas kurdurmuş ve Almodovar'ın kriz geçiren kadınlarının içinde sıkışarak 80 lere farklı bir bakış attırmış bir festivaldir bu. Gerçeküstücü kısa filmlere, avrupa panoraması başlıklı kısalara ve çocuklar için özel seçkilere kapılarını açmıştır. Üstelik ücretsiz kısa film gösterimleri sunarak kısa film mantığının daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamıştır. Gezici festival tamamen amatör bir ruha sahiptir. Üniversitede tiyatroyla uğraşırken amatör bir ruhla profesyonel işler çıkarmaya çalışırdık. Bu festivalin de şehir şehir dolaşarak ulaşmaya insanların pek de itibar etmediği yerleri ziyaret etmesi, sinemanın ne demek olduğunu pek de bilmeyen insanlarla buluşmaya çalışması aslında ticari kaygılardan uzaklaşmış amatör bir ruhun savaşı. Savaş diyorum çünkü tam da bu yıl aslında ayakta durmak için her şeye rağmen direndiğini bize gösteriyor. Kars yerel yönetimlerindeki değişimlere paralel Gezici Festival bu yıl Kars'a uğrayamaz oldu. Daha doğrusu uğramaktan öte Kars, bu festivalin ev sahibiydi. Çeşitli seminerler, workshoplar , sinema konuşalım etkinlikleri ve galalara tanıklık etmişti. Bu uzak yolculuğa 15. yıl itibariyle veda etmek üzücü. İşin sanata vurulmuş okkalı bir balta olduğunu söylemek de yetmiyor sonuçta. Tekerlekleri üzerinde gezen festivalimiz kendine ev sahipliği yapacak sıcak bir yuva arayışına girdi. Yıllar önce bana kapılarını açan aile şimdi ıssız kalmaya başlamıştı. Şehirde bir film festivali düzenlemek bir çok şehir için fazla ütopik gelse de bir şehir bu festivale kapılarını açtı. Eveeet bundan sonra yeni mekanımız "Artvin". Hepimize hayırlı uğurlu olsun temennileri eşliğinde festival ruhunun 4 - 10 Aralık'ta Ankara Batı Sinemasında, 11 - 17 Aralıkta Artvin'de ve 18 - 20 Aralık'ta da sınır ötesi Üsküp'te yaşatılacağını hatırlatırım. Batı Sineması bir hayli anı yüklüdür benim için. Perdeleri kapalıydı ancak bu yıl Gezici Festivalle birlikte kapılarını tekrar açıyor. İstanbul'da da Yeni Rüya sineması için çok sevinmiştim. Üç Film Birden hikayesi kapanıp yerine festivallere ev sahipliği yapan bir sinemaya dönüştürülmüştü bu sinema da. Şimdi Batı Sineması da Üç Film birden e mi dönüştürülecek endişeme tam da zamanında, güzel bir darbe indirilerek sanatsal paylaşıma açık hale getirildi. Batı Sineması'nın önünde Titanic için kışın soğukta saatlerce kuyruk beklediğim günü hala unutamam. Eski, anı kokan bir sinemayı daha kaybetmemenin sevincini de buradan paylaşmak istedim.

3 Kasım 2009 Salı

DENİZ'İN RESİMLERİNDEN....






Oğluşumun çalışmaları bunlar. Başkaca da yorum yapmak istemiyorum.




Bu çalışmalardan başka çalışmaları da var ama şimdilik bunlara razı oldu. O izin verirse diğerlerini de yayınlarım. :)))
Suluboyada da başarılıdır....






















Karakızımda Deniz'i çalışmasında yalnız bırakmamış....:)))))





31 Ekim 2009 Cumartesi

UYKUSUZ' DAN....

Ersin Karabulut'un çizgisi "Sandık İçi" tiplemesi. Oğlumun yorumuyla.... Yani oğluşum çizdi bunu. Karikatürü kendi çizgisiyle yorumladı. "Uykusuz" okuyucusudur da kendisi.... Çok sevdiğim öğrencim ve oğlumun arkadaşı Bedia Tatlıdede'nin odasında şimdi bu çizim. Ona doğumgünü hediyesi olarak yaptı. İkisi de Sandık İçi hayranıdır. Çok akıllı ve kişilikli bir kızımdır Bediş. Okuyan ve düşünen, sağlam bir gençtir. Umudumu geleceğe taptaze taşıyan Cumhuriyet gencidir. Ona ve değerli ailesine de selamlarımı gönderiyorum buradan. Bedia'm seni çok seviyorum.

21 Ekim 2009 Çarşamba

MUM BATİKLERE DEVAM




İlk resmin arkadan ışıklandırılmış hali.Ama çekerken biraz sallamışım sanırım. Hepsini böyle arkadan ışıklandırarak kullanmak mümkün. Hatta bu resimlerden lamba da yapılabilir. Arkadaşımın böyle bir projesi de var aslında ama ne zaman yapar bilmiyorum. Yine imza FATMA URAL tabi ki....
Arkadaşım Fatma Ural'da bunlardan daha çok sayıda var. Zaman zaman onları da görüntülemek istiyorum.
Parafin kullanarak yapıyor arkadaşım bunu. Bir sürü de malzemesi var. Onları da yazacağım.
Kullanılan araç ve gereçler:
*Balmumu
*Parafin
*Kasnak
*Batik cezvesi
*Kumaş
*Kumaş boyaları
*Fırçalar
*Raptiye
*Eldiven
*Kalem
*Kumaştan mumu almak için gazete veya hamur kağıt
*Gaz veya benzin
Yapılışı : Kumaş yıkanıp ütülendikten sonra kasnağa gerilir. Belmar usulü ısıtılan balmumu ve parafin desen üzerinden batik cezvesi ile kontür halinde çekilir. Kontür halinde çekilen balmumu donduktan sonra desenin içi istenilen renkte boyanır. Boyama işlemi bittikten sonra kumaşın tamamı balmumu ve parafinle kaplanır.
Donan balmumu sonucu kumaş elle çeşitli şekillerde kırılarak önceden hazırlanmış boyalı suya bastırılır. Bu işlemler sonucu kumaşın üzerinden mum gazete veya samanlı kağıt ile ütü yardımıyla alınır. Kumaş gazlı ve benzinli suda yıkanarak kullanılır hale getirilir.
Batik tekniği: Kumaş yıkanıp ütülendikten sonra üzerine desen çizilerek kasnağa gerilir. Bir kap içerisinde belmar usulü ısıtılan balmumu ve parafin (2 ölçü balmumu - 1 ölçü parafin) batik cezvesi yardımı ile desen üzerinde kontür halinde çekilir. Balmumunun uygulandığı alanın arkasının (şeffaf) görünür hale geçmesi gerekir. Bu balmumunun ideal sıcaklıkta olduğunu gösterir. Kontur işlemi bittikten sonra balmumu soğuyup katı hale geçmesinden sonra boyama işlemine başlanır.
Desenin içi istenilen renkte fırça yardımıyla kumaş boyaları ile boyanır. Boya işleminin kuruma süresi 24 saattir. Kuruma işlemi bittikten sonra yine belmar usulü ısıtılan mum ve parafin (1 ölçü balmumu - 2 ölçü parafin) fırça yardımı ile kumaşın tamamı kapatılacak şekilde sürülür. Balmumu uygulandığı alanın şeffaf olması gerekir. Bu balmumunun ideal sıcaklıkta olduğunu gösterir. Bu işlemde bekleme süresi 4 saattir.
Balmumu soğuyup katı hale geldikten sonra el yardımı ile çeşitli şekillerde kırılarak önceden hazırlanmış boyalı suya batırılır. Kumaşın kuruma süresi işlem sonucunda 24 saattir. Kuruma işlemi bittikten sonra kumaş üzerindeki mum gazete ve samanlı kağıt kullanılarak ütü yardımı ile alınır.
Burada dikkat edilecek husus kullanılan gazetelerin mümkün olduğunca eski olması gerekir. Çünkü yeni gazetelerdeki mürekkep kumaş üzerine geçebilir. Ütüleme işlemi bittikten sonra kumaş gazlı su içerisinde beş dakika bekletilir. Sudan çıkartılan kumaş sıkılmadan gölge bir yerde kurutulur.